12 Ocak 2018 Cuma

Yumurta Nedir Nasıl Yenir? Yumurta Hakkında Her Şey

Selamlar 😚
Yine uzuunn bir ara verdikten sonra farklı bir konuya geçiş yaparak karşınızdayım. Bugün, yumurtadan bahsedeceğim!
Kahvaltı yaparken bir aydınlanma yaşadım, bu konuda bildiklerimi bir aktarayım dedim.



Uzun uzun yumurta üzerine konuşabilirim, bu yüzden herkesin bilebileceği şeyleri sona bırakıp muhtemelen pek duymadığınız şeyleri önce paylaşacağım.

  • Pasta, börek vs tariflerinde büyük yumurta gramajı verildiği için, büyük yumurta kullanmayı alışkanlık haline getirenler aramızda mı? Kötü haber.. Large yumurtalar, yaşlı tavuklara aittir. Kabuğu çok incedir. Ben bunları kullanmayı asla tercih etmiyorum, yaşlanan her metabolizmada olduğu gibi sorunlu olduğunu düşünüyorum. Bunu kullanmak yerine iki küçük köy yumurtası kullansanız hem daha sağlıklı hem çok daha lezzetli olacaktır.
 
  • Kahverengi kabuk mu beyaz kabuk mu daha sağlıklı? Bu konudaki bilgim, aralarında bir fark olmadığı yönünde fakat yine köy yumurtaları ne kahve ne beyaz ikisinin arasında bir renktedir. Tercihiniz her zaman atadan dededen bildiğimiz yumurta olsun ama market yumurtaları arasında, renk itibariyle bir fark yok.

  • Bu yumurtayı yıkasak da mı saklasak?? Yumurtalar zaten yıkanmış olarak gelmesine rağmen, kabuğunda bakteri bulundurmaya devam eder. Yumurtaları kendi kutusunda, yıkamadan saklayın. Kullanırken de yıkamayın, uygun süre pişirilen yumurtada salmonella bakterisi yok olur. Haşlayacaksanız dahi yumurtayı yıkamayın ama yumurtayla her temasınızdan sonra mutlaka ellerinizi yıkayın. Aynı şey et ve tavuk için de geçerlidir. Mümkünse eldivenle temas edin, başka hiçbir şeye dokunmadan ellerinizi yıkayın.

  • Haşlanmış yumurtaları, kabuğunu soymadan bekletmeyin. Haşlama süresi biter bitmez, soğuk suya tutarak soğutun ve kabuğunu soyun. Erkenden hazırlayıp, tekrar ısıtırım diye düşünmeyin. Yine hem bakteri oluşumu hem de trans yağ oluşumuna neden oluyor. Haliyle, sarısı grileşmiş yumurtayı yemeyin artık. Bu kapsamda pikniklere yumurta haşlayıp götürmeyin 😁
  • Otellerde ya da haftasonu kahvaltılarında ne zaman haşlandığı belli olmayan, sıcak suda bekleyen yumurtaları tüketmeyin. İmkan varsa, yeni yapılmış omlet isteyin, zaten iyi yerler omleti isteğinize göre anında hazırlayıp veriyor.
  •  Dolapta nasıl saklanmalı? Ben başka ürünlerle temasını engellemek ve daha soğukta saklamak için, buzdolabının kapısında değil iç taraflarında saklıyorum. Kendi kutusunda tutuyorum. Hatta dolaptan yumurtalığı çıkarıp, yumurtaları kutuda saklarsanız aslında daha az yer aldığını göreceksiniz. Kutuya kaçak kat çıkabilirsiniz, kırılmaz. 😂 Dolapta mı saklanır dışarıda mı kısmına hiç girmiyorum bile tabii ki dolapta 4 derecede saklanır... Ve marketlerde de dolapta tutulur..
  •  Yanığa yumurtanın beyazını mı sürüyoruz sarısını mı? Hiçbir yerini! Kendimi kızgın yağ ile yakıp üzerine de yumurta akı sürmüş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki ne iyi geliyor olursa olsun, yanığa hiçbir şey sürülmez suya tutup, acısı azalınca yanık kremi sürün, durumun vahametine göre acile gidin. Yanık bir enfeksiyondur ve süreceğiniz her şey durumu kötüleştirir...
  • Ortada  fol yok, yumurta yok! Ne ki bu fol diye hep merak etmişimdir. Birebir İngilizce çevirisi, kuş yuvası ama Türkçe'de kuşun yumurtaladığı alanla beraber, nereye yumurtalayacağını bilsin diye konulan taşa da fol deniyormuş. Gerçekten oluyor mu bu yahu? Benim kuşlarım yuvadan başka her yere yumurtluyordu, hayvan yemez bence bunları. 😂 Öte yandan fallop tüpleri denilen, üremenin olduğu kanalla da fonetik bir akrabalığı olduğunu düşünüyorum.
  •  Yumurtadan civciv çıkar mı? 😒 Market yumurtası ise hayır çıkmaz. Üretim tesislerinde araya horoz karışmaz :) Satın aldığımız yumurtalar, döllenmemiş yumurtadır. Ama kümes tavuğu ise ve kümeste horoz varsa... Kaçınılmaz son. Döllenmiş ise hayvan üstüne yatar zaten, ellemeyin garibimin yumurtasını.
  •  Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan? Tabii ki yumurta tavuktan... Yumurtadan tavuk değil civciv çıkar. Yıl olmuş 2018 hala bunu tartışan yoktur ama bu kadar konuşup, bu konuya değinmesek olmaz.
  •  Yumurtalar niye kirli? Çünkü kuşlarda üreme ve boşaltım için tek açıklık var. Yumurta da aynı kanaldan geçer ve çok ilginç bir şekilde kabuğu yumuşak iken, tam çıkarken sertleşir.
  • Yumurta kabuğundaki porlar, içeriye oksijen girişini sağlar ama mikroorganizmaları vs dışarıda tutar. Kırılmış çatlamış yumurtaları bu yüzden kullanmayın...
  • Bayat yumurtanın besin değeri mi azalır, yenir mi? Yenilmez, zehirler. Mümkünse yemeyin.. Yine kuşlarımdan biliyorum, üzerine yatmadıkları birkaç gün kafeste beklemiş yumurtaları alıp, çöpe atarken kırılırsa, çok kötü kokuyordu. Risk almaya gerek yok :/
  • Yumurta gözle görebileceğiniz, tek hücre olabilir. Evet yumurta sadece tek bir hücredir. Sarısı, hücre çekirdeğidir... Bizim için plasenta neyse, civcivinki de odur. Bu yüzden bir canlıyı meydana getirebilecek seviyede yağ ve protein ihtiva eder.
  •  Tavuğa verilen her besin takviyesini, yumurtaya aktarır. Selenyumlu yumurta falan muhabbeti de buradan gelir... Yani, evet gerçekten beslemeye bağlı olarak her yumurtanın içerdiği mineral değerleri farklı olabilir. 
  • Bebekler ek gıdaya geçerken en çok tüketilen, neredeyse ilk verilen besinlerden biri yumurta olsa da oldukça allerjendir ve büyüklere bile ağır gelebilir, safrayı zorlar. Bu yüzden diyet çığırtkanlarını çok dikkate almayın, günlük yumurta tüketiminizi en fazla ikide tutun ve mümkünse sabahları tüketin.
  • Kendimden bildiğim başka kimseden duymadığım bir şey, yumurtayla domates yiyemiyorum! Kesinlikle yiyemiyorum, nolur söyleyin sizde de bir reaksiyon bi, bir şeyler oluyor mu? Bence kesin bir etkileşimleri var!
  • Yumurtanın uygun süre pişirilmesi gerektiğini söyledim ama yineleyelim, kesinlikle çiğ yumurta tüketmeyin, çocuklarınıza içirmeye kalkmayın.. Salmonella diyip geçmeyin.. Yeri gelmişken, salmonella sürüngenlerden de bulaşır, pet olarak kaplumbağa besliyorsanız, çocuklarınızın suyunu hatta hayvanı ellemesine izin vermeyin. Eldiven ile temizlik yapın. Temas halinde hemen elleri yıkayın...
  •  Son iki yıldır, yumurta kabuğunda damga bulunması satış için zorunludur. Köylüden değil, marketlerden alıyorsanız damgalı olmasına dikkat edin. 
  • Yumurta ve süt ürünlerinde allerjen bizzat kendileri olabileceği gibi, kullanılan antibiyotikler de allerjiye sebep olabilmekte. Hassas durumlar ve allerjen bebekler için bunu göz önünde bulundurmayı unutmayın.. Antibiyotik kullanımı yasak olsa bile, piyasada antibiyotikli süt olduğunu biliyorum.. Yumurta için durumu bilmiyorum ama...
  • Hala okuyan var mı? 😅 Son olarak pişirilmesinden bahsedelim. Rafadan mı, ılık mı katı mı muhabbetini benim gibi hala çözemeyenlerdenseniz alın bir makine kafanız rahat etsin. Cezvede kaynatacaksanız ılık için, su kaynadıktan sonra 3 dk, katı için 5 dk daha kaynamalı. Ben bunu ilk denediğimde, sıfırdan 5 dk tutmuştum tabii ki pişmedi 😁 Omletler için vereceğim tek püf noktası, yağınız kızmış olsun, yoksa yumurta kabarmaz. Yumurtayı direkt kırdıysanız, yumurtanın iyice pişmesi için kapak kapatın ama hemen kapatmayın, hemen kapatırsanız sarının üzeri de beyazla kaplanıyor. Biraz tıkırdasın sonra kapatın. Sevdiğim garip omletleri sıralayıp kaçıyorum.. Salçalı, evet kulağa garip geliyor ama daha garibi için hazır olun... Erzurumlular burada mı? Kuru dutlu ve pestilli tatlı omletleri denemeyen kalmasın derim. Hızlıca tarif, yumurtaları çırpın içine pestil doğrayın ya da yıkanmış kuru dut. Biraz bekleyin malzeme yumuşasın, erittiğiniz tereyağına gönderin gitsin... 3-4 yumurtayla yaparsanız tam bir aile kahvaltısı olur. Tereyağını çok yakmıyoruz tabii ki.  (Bkz; dut çullaması, pestil kullanacaksanız cevizli falan değil düz standart pestil 😅 Yapıp beğenirseniz haber verin )
Ay çok konuştum, hatta yazdığım en uzun blogdu herhalde ama üzerine destan yazılmayı hak eden bir konu bence. Hatta unuttuğum kısımlar bile oldu bence 😂
İşbu yazı, alıntı değildir tarafımca yazılmıştır, paylaşılamaz, kopyalanamaz, alıntılanamaz. Emin olmadığım bilgilerimi teyit ettim, siz yine de aklınıza takılan kısımları tekrar araştırın...

Sevgiler
Seçil Sivaslıgil
Bir dost...

görsel alıntıdır

30 Eylül 2017 Cumartesi

trendbende.com Alışverişim



Uzun bir aradan sonra herkese selamlar. :) Bir alışveriş yazısıyla geri döndüm. Bir arkadaşım sayesinde trendbende.com sitesini keşfettim Trendbende isimli bir instagram hesapları da var. Sitede tek fiyat şeklinde pekçok uygun kategori mevcut. 9,90 14,90 19,90 liraya ürünler bulabilirsiniz.
Trendbende sitesinde, kıyafet, ayakkabı, çanta, aksesuar hatta kişisel bakım ürünleri de mevcut. Flormar ve Gabrini'den ürünler var kişisel bakım kategorisinde. Benim aldıklarımdan bazılarına göz atalım...

Sitede her ürün, kombinli fotoğraflarla yayınlanmış. Yukarıdaki kombinden bordo eteği seçtim ben. Arkası lastikli, ince penye bir etek. Kalıplar genel olarak küçük diyebilirim. Ben genelde xl seçtim her şeyi ama bazı tshirtler diğerlerine göre çok daha küçüktü.
Bu kombinden de mevsimlik cekedi tercih ettim. Fiyatı 19.90 ürün linkine buradan ulaşabilirsiniz. Bu parçalar, soğuktan korumaktan ziyade kiloları kamufle etmek için diyebilirim, zira ince bir kumaşı var. Ama tarz olarak da çok hoşuma gidiyor böyle hafif uzun dökümlü ceketler.

Açık omuzlardan hala bıkmadım :) Bence bazı modeller gayet de zarif duruyor ve zayıf gösteriyor. Dökümlü yakalardan daha başarılı bir tercih oluyor. Yarasa kollu bu bluz da 14.90'dı.
Bir mevsimlik parça daha aldım hatta bunun küçük bedeni kaldığı halde aldım :) Bunun dışındaki aldığım ürünler basic tshirt'ler. Farklı yaka tiplerinde çok güzel renklerde basic tshirt'ler var sitede. Ben daha ziyade günlük parçalar baktım ama abiye, ayakkabı, ev tekstili gibi çok çeşitli ürünleri var.
Kargom sürat kargo ile oldukça hızlı gönderildi. Alışverişin en güzel yanı tek parça bile alsanız kargo ücretsiz. Fiyat sınırı da yok. Kapıda ödeme seçeneği var ve yurtdışına kargo gönderme imkanı da mevcut.

Sitede en sevdiğim kategori sevgili kombinleri oldu. Düğün konseptli Mr. Mrs. pijama, eşofman, çift saatleri gibi ürünler bulabilirsiniz.
Aynı zamanda bir de blogları var http://www.trendbende.org/ adresinden güzellik sırları ve moda üzerine paylaşımları takip edebilirsiniz.

Sevgiler


12 Nisan 2017 Çarşamba

Her Gün Bir Şeyler Okuyup, Yazalım mı?


Üniversite yıllarında romandan çok şiir okurdum. Artık her gün kitap okumaya karar verdim, bununla yetinmedim, okuduğum kitaba ek bir de şiir kitabı ekledim. Şiir kitabı her gün değişecek. 3-5 tane de olsa şiir okuyacağım.

Edebiyatta en eksik kalan yanlarımızdan biri, şiir. Yalnızca lise yıllarında zorla ezberletilmekten çok daha fazlasını hak ediyor...
Ben de o zamanlar, çok yavaş okuduğum ve aşırı dinci ve milliyetçi hocaların zorla okuttuğu siyasi yazarlardan nefret ettiğim için romanlara küstüm, sadece şiir okudum.
Sonra anladım ki kişisel edebiyat zevkimizi oluşturmak ustalık ve zaman isteyen bir işmiş. İyi bir okuyucu eline geçen her kitabı okumaz, okuyacağı kitabı özenle, ilgi alanına göre seçer. Elbette karşıt fikirler de okunur ama bunu da bilinçli seçer. Bunu yakalayabildiğiniz zaman, okumaktan keyif alırsınız ve daha hızlı, akıcı okumaya başlarsınız. Bunun için gerekirse, sürükleyici denilen, çoğunlukla içi boş, konusu kısıtlı popüler romanlar okuyarak başlayın.

Böylece ben de liseden üniversiteye geçişte kendi tarzımı oluşturdum. Saatlerce üniversitedeki Kitapsan'da zaman geçirirdim. Üniversitede Cumhuriyet Gazetesi satan tek yerdi yanlış hatırlamıyorsam. Şimdi kapandı. Kampuse cami falan yaptılar, öyle işlerle uğraşıyor rektörlük..
Neyse, konumuza dönelim..

O yıllardan bana kalan, en sevdiğim şairlerden biri, Ahmed Arif. Ahmed Arif'in vefatından sonra derlenip, yayınlanan 'Yurdum Benim Şahdamarım' bende çok özel bir yere sahip.
Eski bir dosttan yadigar, fazla bilinmez.
Ahmed Arif gibi büyük bir ustanın, neden tek bir kitap yayınladığı (sağlığında) da bilinmez..
 Kimileri, şiirlerini yayınlanmak için yetersiz bulduğunu, kimileri Nazım Hikmet'e rakip görüldüğü için, bir adım geride durmayı tercih ettiğini söyler.
Bence, sebep aramaya gerek yok, ısmarlama yazmaktansa bütün bir ömrünü, bir kitaplık şiire sığdırmış olabilir... Ve o kitap, 'Hasretinden Prangalar Eskittim'kendinden sonra gelecek bütün nesillerin, ömründe bir kilometre taşı, bir durak olmaya yetmiştir, daha ne?
Hangimizin yok ki 'hasretinden prangalar eskittim' dedirtecek bir sevdası...

Şairin vefatından sonra, oğlu bu kitabı derlemiş. Dost meclislerinde okuduğu şiirleri, ikinci kitabı için hazırladığı düşünülen şiirler bir araya getirilmiş.

Bahsettiğim zamanlar çok uzak değil 2006-2008, hazırlık ve arkasından gelen nispeten daha kolay derslerimin olduğu, benim kampuste aylak aylak gezebildiğim yıllar. 'Çok özleyeceksin bu zamanları' derler ya, ben çok özlüyorum ama üniversite zamanını değil, o yılların kendisini... Zihniyet, memleket nereden nereye gelmiş.. Kendi üniversitemi tanıyamıyorum, hatta nefret ediyorum.

Yalnızca umut ediyorum.. Bir yerlerde yaşayan çok güzel insanlar var, umut ve sevgi aşılıyorlar başka insanlara. Ve bu sanal internet insanları, benim böyle güzel insanları bulup, tanımamı sağladı.  Bu benim yaşama olan inancımı arttırıyor.

Uzun uzun yazmayı ve okumayı özlemişim. Ne olur fotoğraflara bakıp geçmeyin, gördüğünüz yazıları okuyun ve yazın.. Buralarda olmasa bile, kendi özelinizde bir deftere çiziktirin ki bu yıllar unutulmasın.
Neler yaşadık, daha neler gelecek başımıza, zaman öyle hızlı geçmiş ki bir kahve yapmak neleri hatırlattı bana. Ne dersiniz, her gün okumanın yanında bir de her gün yazsak mı? Üstelik sadece bu günü değil, hatırlayabildiğimiz kadarıyla geçmişi de...

Çay fincanında kahve yaptıysam sebebi Evdeki Madam ve tarzı hususi kahveleri🙈 Çay bardağı makinenin altına sığmadı çay fincanıyla yaptım😀

"Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında 
Saklı haçımız.
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz
Korkunç suçumuz..."
Yurdum Benim Şahdamarım s.19